Yıllardır devlet politikaları yüzünden ya da verilmeyen teşvikler doğrultusunda hayata geçirilemeyen birçok projeye tanık olduk. Hazır olanı kullan gibi bir sisteme bağımlı hale getirilerek bilimde oldukça arka planda yer aldık. Ancak akademik çalışmalar ve neticesinde üniversite-sanayi işbirliği ile projeler yeni bir boyut kazanmaya başladı. Prof. Dr. Ekrem Yanmaz ve ekibi süperiletkenlik mucizesi olan hızlı tren(maglev) prototipini üretti. Tasarımlarını daha yakından görmek için ekibi laboratuvarlarında ziyaret ettik.
Prof. Dr. Ekrem Yanmaz kimdir, Yeşil Platform takipçilerine anlatır mısınız?
1962 yılında Ankara ili, Polatlı İlçesi, Uzunbeyli Köyünde doğdum. İlk okulu Uzunbeyli köyünde tamamladıktan sonra orta ve lise öğrenimini Polatlı’da tamamladım. 1982 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümünü kazandım ve 1986 yılında Fizikçi unvanıyla mezun oldum. Aynı yıl aynı bölüme Araştırma Görevlisi olarak atandım. Lisansüstü eğitim yapmak üzere 1988 yılında YÖK tarafından İngiltere’nin Birmingham Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümüne görevlendirildim. Burada Yüksek Sıcaklık Süperiletkenler ile ilgili çalışmayı tamamlayarak 1992 yılının Aralık ayında Doktor unvanıyla ülkeme geri döndüm. Nisan 1993 yılında Yardımcı Doçent, Ekim 1994 yılında Doçent ve Ocak 2000 yılında Profesör oldum. Bölüm Başkanı, Rektör Danışmanı ve Dekan olarak üniversitesinin çeşitli birimlerinde görev yaptım. Halen KTÜ Fizik Bölümü Başkanlığı görevini yürütmekteyim. SCI kapsamında yayınlanmış 55 adet uluslararası makalem bulunmaktadır. Bu güne kadar 9 doktora ve 9 yüksek lisans çalışmasına danışmanlık yaptım ve halen 4 doktora 1 adet Yüksek Lisans Danışmanlığım devam etmektedir.
Türkiye’de ilk Maglev prototipi sizin çalışmalarınız neticesinde üretildi. Bu süreci ve Maglev’in mantığını anlatır mısınız?
Maglev “MagneticLevitation” sözcüklerinin kısaltılmasıyla elde edilmiş, yani “manyetik olarak havada tutma, yükseltme” anlamına geliyor. Maglev tren teknolojisi, büyük ölçüde geliştirilme aşamasında olduğu için henüz yaygın olarak kullanılmaya başlanmadı. Şu an bir çok araştırma merkezinde maglev tren teknolojileri üzerinde çalışma yapılmaktadır.
Magnev kavramı, aslında günlük hayatta çok uzak olmadığımız bir kavram. Bildiğimiz gibi, iki mıknatısın eş kutupları birbirini
iter. Alt alta uygun şekilde konulmuş iki mıknatıstan biri manyetik itme kuvvetlerinin etkisiyle diğerinin üzerinde hiçbir şeye değmeden havada durabilir. Maglev trenler de temelde bu ilkeyle çalışırlar. Maglev trenlerin altında mıknatıslar bulunur. Aynı zamanda maglev trenler için özel olarak üretilmiş tren raylarında da elektromıknatıslar bulunur. Elektromıknatıs, bir telin üzerinden elektrik akımı geçmesiyle oluşturulan manyetik alana sahip mıknatıstır. Tellerden akım geçmediğinde manyetik etki de ortadan kaybolur ya da akımın yönü kontrol edilerek mıknatısın kutupları değiştirilebilir. Bu mıknatıslar sayesinde tren, raylar üzerinde 10 mm’lik bir yükseklikte ilerler. Raylarla temas olmadığı için sürtünme büyük ölçüde azaltılmış olur. Trenin şekli de havayla sürtünmeyi en aza indirecek şekilde tasarlanır.
Almanya ve Japonya’nın da bu konu üzerinde çalıştığını, hatta bir takım faaliyetlerde bulunduğunu biliyoruz. Özellikle Çin’de 30 km’lik bir hat boyunca ulaşım gerçekleştirilebiliyor. Maglev treninin henüz hayata geçirilmemesinin önündeki en büyük engel nedir?
Maglev trenler, normal trenlere oranla daha hızlı ve ucuz olmalarına karşın, çok güçlü elektromıknatıslar ve çok duyarlı kontrol sistemleri gerektiriyor ve şu anki teknoloji, bu trenlerin yaygın kullanımına izin verecek kadar gelişmiş değil. Magnev trenlerin önündeki diğer büyük engelse, normal tren raylarında çalışamıyor olmaları. (Bu konuda çalışmalar var normal tren raylarının ortasına yapılan bir sistem ile Maglev ve normal tren aynı rayları kullanılması planlanıyor.) Bu trenler için yerleşim merkezleri arasında özel hatlar döşenmesi gerekiyor ve bunun maliyeti de hayli yüksek. Fakat geçen zamanla birlikte gelişen teknoloji, maglev trenlerin avantajlarını artırdıkça bu maliyet göze alınabilir.
Bir jet uçağının hızına ulaşabilmesinin yanı sıra, söz konusu çevre dostu ve verimlilik olduğunda neler söyleyebilirsiniz?
Bu sistemler süperiletkenliğin getirisi olan yüksek verimliliğe sahiptirler. Öncelikli amacımız ise maliyeti düşürmek ve jet uçağının hızına sahip olan bu projeyi hayata geçirmektir. Çevreye en ufak bir zararları yoktur, yakın gelecekte tam anlamıyla ulaşımda kullanılmasıyla birlikte bireysel veya toplu taşıma araçlarının neden olduğu karbon kirliliğine de çözüm olacağını düşünüyorum.
Devlet teşvikleri neticesinde sizce projeyi hayata geçirebilecek kapasiteye ve donanıma sahip olduğumuzu düşünüyor musunuz?
Prototipi üretirken elimizdeki kısıtlı imkanlardan yararlandık, devletin teşviki bu konuda arttıkça bu sistemleri hayata geçirebileceğimizi düşünüyorum. Bu tarz bilimsel projeler tamamen devlet politikasıyla ilişkilidir. Güvenli ve hızlı trenler ulaşım sektörüne yeni bir boyut kazandıracaktır.
Türkiye’de ilk kez tek kristal üretimini gerçekleştirdiniz. Patent fakiri ülkemizde bu çalışmayı üniversite-sanayi işbirliği ile güçlendirmeyi düşünüyor musunuz?
Ekibim ve ben (Yrd. Doç. Dr. Alev Aydıner, Araştırma Görevlileri Mehmet Başoğlu ve Bakiye Çakır) 3 yıllık bir çalışma sonucu ilk tek kristal külçe süperiletken üretimini ülkemizde, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdik. Bu süperiletkenler mühendisliğin birçok uygulama alanlarında kullanılıyor. Özellikle sağlık sektörüne de katkıları büyük önem arz etmektedir. Bugün kullanılan MRI sistemlerinde helyumlu soğutma sistemleri kullanılmaktadır. Süperiletken sıvı azot yöntemiyle maliyeti düşürmek mümkündür. Tüm bu gelişmelerin sonucunda üniversite-sanayi işbirliği bizi çözüme götürecektir.
Sayın Ekrem Yanmaz’a verdiği akademik bilgiler için teşekkür eder, kendisine ve ekibine bu yolda iyi şanslar dilerim.
No related posts.



Son Yorumlar